11 Şubat 2026 - Çarşamba

GELECEK KAYGISI

Gelecek , kimisi için heyecan verici bir maceranın başlangıcı, kimisi içinse büyük kaygı kaynağıdır. Belirsizlik büyüdükçe, zihin en karanlık ihtimale tutunuyor.

Yazar - Aydın Uzkan
Okuma Süresi: 5 dk.
Aydın Uzkan

Aydın Uzkan

-
Google News

Gelecek, bir zamanlar ufukta parlayan bir sabah yıldızıydı. Şimdi çoğumuz için sisli bir kıyı, ayak bastıkça geriye çekilen bir sahil gibi. Genç zihinlerin içinde büyüyen kaygı, görünmeyen ama sürekli esen bir rüzgâr, saçlarımızı dağıtıyor, düşüncelerimizi savuruyor, içimizdeki sesi inceltiyor. Umutla korku arasındaki o dar köprüde yürürken, her adım biraz daha ağırlaşıyor. Yarın düşüncesi ağırlaştıkça, bugünün sevinci de hafifliyor.

Kimsenin ne olacağını bilemediği gelecek doğal olarak elbette belirsizlik ve nihayetinde kaygı ile dolu. Bu kaygı yalnız bireysel bir titreme değil, toplumun nabzında atıp duran ortak bir çarpıntı. İşsizlik oranları, geçim sıkıntısı ve belirsiz ekonomik dalgalar, gençlerin omuzlarına erken çöken bir kış gibi. Diploma artık bir anahtar olmaktan çok, hangi kapıyı açacağı bilinmeyen paslı bir metale benziyor.

Gelecek , kimisi için heyecan verici bir maceranın başlangıcı, kimisi içinse büyük kaygı kaynağıdır. Bu kaygısı, zihnin sürekli “ya olmazsa” senaryoları üretmesinden beslenir. Belirsizlik büyüdükçe, zihin en karanlık ihtimale tutunur.

Bilinmezliği içgüdüsel olarak bir tehlike olarak algılayan insanoğlu için, tehlikenin varlığı gelecek kaygısını tetikler. Bu kaygı, tehdit algısının büyüttüğü bir gölgedir. Çoğu zaman gerçek olandan daha karanlık görünür. Birey, düşüncelerini fark edip yeniden çerçevelemeyi öğrendiğinde, o gölge küçülmeye başlar. Çünkü gelecek kaygısı biraz da, yarının gölgesini bugünün güneşine düşürmektir.

İnsanın gelecek karşısındaki ürpertisi, biraz da varoluşunun faniliğini fark etmesinden. Kader ve tevekkül kavramları bu sisli yolculukta bir sığınak olur . İnsan her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul ettiğinde, yükünün bir kısmını ilahi iradeye bırakır.  Bu bırakış bir vazgeçiş değil, kalbin omuz silkişidir

Aile yapısı gelecek kaygısının sessiz tanıklarından biri. Anne babaların kendi yarım kalmış umutlarını çocuklarının çantasına koyması, o çantayı ağırlaştırıyor. “Güvende ol” nasihati, bazen “risk alma”ya dönüşüyor; böylece hayaller daha filizlenmeden budanıyor. Kuşaklar arasında aktarılan korkular, görünmez bir miras gibi dolaşıyor evlerin içinde.

Kentler ise bu endişenin mekânsal yüzü. Yükselen kiralar, daralan yaşam alanları ve kalabalıklar arasında sıkışan birey, beton duvarlara çarpan bir yankı gibi hissediyor kendini. Şehir, fırsat vaat ederken aynı anda tüketiyor; ışıkları parlak ama gecesi uzun.

Eğitim sistemi de belirsizliğin başka bir durağı. Sınavdan sınava koşan gençler, hayatı çoktan bir yarış pistine benzetmiş durumda. Oysa kimse finiş çizgisinin nerede olduğunu bilmiyor. Başarı, ölçülebilir bir puana indirgenirken; yetenek, merak ve içsel yönelim çoğu zaman arka sırada unutuluyor.

Teknoloji çağında büyüyen birey için gelecek hem sınırsız hem kırılgan. Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm, yeni kapılar açarken eski meslekleri tarihe karıştırıyor. Bu değişim, kimileri için fırsat, kimileri için silinen bir kimlik. İnsan, yerini makineye kaptırma korkusuyla kendi değerini sorguluyor.

Gelecek bazen kapısı aralık bir oda gibidir; içeri sızan ışık kadar, görünmeyen gölgeleri de ürpertir. Ama insan yüreği, en karanlık ihtimalin kıyısında bile kendine ince bir umut köprüsü kurmayı bilir. Zira  kaygı, sadece karanlık değildir. Belki de gelecek, kesinliğin değil cesaretin alanıdır. Sis dağılmaya bilir ama yürümek mümkündür.“Gelecek kaygısının en önemli sebebi hazırlıksız olmaktır. Hazırlıklı olan kişiler daha az kaygı yaşar.’’ diyor Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Geleceğe dair tüm kaygılar, insanın içindeki pusulayı şaşırtabilir ama o pusula tamamen susmaz. Çünkü umut, en ağır kışta bile toprağın altında bekleyen bir tohumdur; zamanı geldiğinde çatlayıp ışığa doğru büyüyecektir. Gelecek sisliyse, pusula içimizdedir  !

.

.

.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.