.

YAŞAM BİR DENGEDİR


Bu makale 19 Nisan 2013, Cuma 15:59:04 eklenmiş ve 556 kez görüntülenmiştir.
Aydın UZKAN

 

       YAŞAM BİR DENGEDİR

 

    Hayat bir denge üzerinde kuruludur. Bu denge canlıların yaşadığı tüm zaman ve zeminlerde kendini gösterir. Nereye bakarsanız bir denge görürsünüz. Denge, hava gibi hayatı her taraftan  kuşatmıştır. İnsanoğlu şuan ‘’ korunacaklar ‘’ listesinden dengeyi çıkardığı için ,ona geçmişten daha çok ihtiyaç  duymaktadır. Bu yüzden dengenin  hayatın her alanında yeniden kurulması ve korunması zorunludur.

 

   Denge hayatın özünde vardır. Hayat  irili ufaklı   birçok dengeyi  içinde barındırır. Bir  düşünürün dediği gibi: "Hayat bir denge oyunudur. Bu oyunu bilerek oynayanlar kazanır. Bilmeyenler de bocalayıp durur." ‘’Sirkteki cambazları düşünün. Cambaz, saman kaplı yerden birkaç metre yükseğe asılmış bir ip üzerinde yürüyor. Amacı ipin bir ucundan öteki ucuna  kadar  yürümek. Dengesini korumak için elinde uzun bir sırık taşıyor. Ama yürümekten fazlası gerekiyor; çünkü omzundaki bir sandalyeyi de dengede tutması gerekiyor. Üstelik bu sandalyede bir genç kadın oturuyor ve kadının alnında bir çubuk ve çubuğun ucunda bir tabak var. Cambaz bütün bu unsurlar dengelenene kadar yürümeye başlamıyor. Denge sağlandıktan sonra dikkatle ve yavaş  yavaş ipin üzerinde yürümeye başlıyor. Denge cambaz için her şey . Eğer dengesini sağlayamazsa aşağıya düşecek. Yaşam da böyle denge gerektiren bir yürüyüştür.(1) Dengesini kaybeden hayatını kaybedebilir.

 

   Hayatın bütün güzel yanları dengenin varlığında ortaya çıkmaktadır. İnsanın gözü karanlıkta tam göremediği gibi fazla ışıkta da iyi bir görme gerçekleşmez. Bu yüzden dengesizce yapılan aydınlatmaların karanlıktan bir farkı kalmamaktadır. Kimyasal yada bitkisel ilaçlar ancak dengeli alınırsa şifaya vesile olmaktadır. Aksi halde doz aşımından yaşamı kaybedilmektedir.  Kur’an-ı kerimde şöyle bildirilir ‘’ Gerçekten biz her şeyi bir ölçü ve dengede göre yarattık ‘’( Kamer /49). Güneşin  dünyaya  uzaklığı ve yılanların fareleri yutarak hayatı daha yaşanılır kılması dengenin varlığını ispat eder. Çünkü ölüm bile hayat gibi bir dengedir.

   

      Denge kulak memesi kıvamında bir şeydir. Bir kere bozulursa tutturulması zor olmaktadır. Bilinen bir durumdur  ki , pişirilen yemeğe atılan tuzun fazlası ve eksiği yemek için eksi puandır. En lezzetli yemekler tuzundan, baharatına, suyundan yağına kadar bir  denge içinde hazırlananlardır. Hayatın içinde gerçekleşen olaylarda yemekten farklı değildir. Eksik yada fazla bir hareket dengeyi bozmaya ve hayatın lezzetini kaçırmaya yeter.

 

    Mutluluk hayatın dengede olmasına bağlıdır. İnsan dengeyi kurduğu ve koruduğu ölçüde mutludur. Denge hali   insana güven verdiği gibi huzuru ve başarıyı da  ardına takar getirir. İnsanı  hayatın içine çekerek onu daha cesur, pozitif ve aktif  kılar. Kişinin kendi var oluşunu yaşamasına imkan vererek onu daha anlamlı kılar. Glenn Biand’’ Gerçek mutluluk dengeli bir hayat yaşamakla elde edilir ‘’ der. Yaşarken asıl önemli olan dengeyi hiç kaybetmemek değil ,bozulan  dengeyi hemen yeniden sağlayabilmektir. ‘’Aikido olarak bilinen mücadele sanatının kurucusu O'Sensei'ye bir öğrencisi şöyle bir soru yöneltmiş: "Dengenizi her zaman nasıl koruyabiliyorsunuz?" Üstat gülmüş ve şöyle demiş: "Sanat, dengeyi korumaya çalışmak değil, onu kaybettiğinizde çok hızlı bir şekilde yeniden dengeyi kurabilmektir. Senin, beni dengesizlik durumunda görmemen, benim denge durumunu kaybettiğimde onu çok çabuk şekilde yeniden kazanabilmemden dolayıdır."(2)

 

    Dengede olmak, varoluşu anlamlı kılan onurlu bir eylemdir.  Huzur, başarı  ve refah dolu bir gelecek  isteyenlerin azığı  dengedir. Her türlü denge ,mutluluk ağacında solmayan bir yapraktır. İnsanı maddi ve manevi tehlikeler karşı koruyan bir kalkandır. Vücudun kimyasal dengesi bozulduğunda nasıl sıkıntılar yaşanıyorsa, bireysel ve toplumsal dengeler sağlanamadığında da mutluluk hayal olur. Zaten dünya coğrafyasına bakıldığında bu dengesizliğin neden  olduğu  mutsuzluk  aşikarca görülür.

 

  Nerede bir dengesizlik varsa  orda  başarısızlık,  kaos ve huzursuzluk  vardır. Çünkü denge yaşam demektir. Denge bozulunca yaşam altüst olur. Öyle ise  denge üzerine kurulu evrene  saygılı  olun ve dengeyi bozmayın. Çünkü  hiçbir balans ayarı insanlığın bozduğu dengeyi yeniden sağlayamıyor !

 

   1)  Cengiz ERENGİL, Süper Beyin, sayı 3

2)  Dr. Selim ÇALDIRANLI, Sızıntı, sayı 264

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Gül Şehrine Selam
Mehmet Mutluoğlu 2013-04-19 19:16:59

Ben de Trabzon Hizmet Gazetesinde yayınlanan son yazımı sunuyorum dostum... GÜl Şehhrindeki Gül İnsanlara sonsuz selam, hürmet ve muhabbetler...ALEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED MUSTAFA (SAV) VE MEDENİYETİMİZİN YENİDEN İNŞASI Mehmet MUTLUOĞLU İnsanlığın ve alemlerin Peygamberi, kendisine uyan, O’nun getirdiği ve kendisinin canlı bir örnek olarak yaşadığı Allah’ın son hak kitabı; kendinden önce gönderilen ve insanlar tarafından bozulan Hak kitapların ve dinlerin doğrularının tasdik edicisi, yanlışlarının düzelticisi olarak gelen Kur’an-ı Azimmüşşan’ı (Şanı Yüce Kur’an-ı) insanlığa ve alemlere tebliğ eden Hz. Muhammed Mustafa’nın doğumunun 1442. Yıldönümünü kutluyoruz…. O iki cihan güneşi, hatemennebiyyin’e(son Nebi’ye) sonsuz salat ve selamlar olsun… Biz Müslümanlar, her gün defalarca anarız Alemler Sultanını. 5 vakit namazda, hele tahiyyatta; O’na ve âline selam eder, dua ederiz Elhamdülillah… Yemeğe başlamadan, yemek sonunda ellerimizi yıkayınca, yatarken dişlerimizi temizleyince, abdest alırken, hulasa her gün, her an O’nun bir sünnetini yerine getirme azmi içerisinde olunca hep O’nu anar; O’nun izinde gitme cehdimizi ortaya koruz. Her an her nefes Müslümanın hayatında Hz Muhammed(SAV) vardır zaruri olarak değerli dostlar. Bu itibarladır ki İslam tarihinde “Kutlu Doğum Hafta” ları pek bilinen ve uygulanan bir olgu değildir tarih boyunca… Hz. Muhammed(SAV) Hicri Rebiül evvel ayının 12. Gecesi dünyaya teşrif etti ve bu İslam dünyasında Mevlid(doğum) Kandili olarak kutlana gelmiştir. Bu yıl hicri 12 Rebiülevvel 1434, 23 Ocak 2013 Çarşamba gününe denk gelmekte olup; o gece Peygamberimizin doğumu İslam aleminde Mevlid kandili olarak kutlanmıştır. Ama son yıllarda Batı Medeniyetinde aile ile bağlar kopunca ; Anneler Günü, Babalar Günü ,Sevgililer Günü ihdas edildi. Sonra o günler bizim toplumumuza da sirayet etti. Ve malüm onlarda Hz. İsa(AS)’ın doğumu kabul edilen yılbaşında haftalarca süren bir dini bayram ve tatil olan Noel kutlanır. Halbuki bizde her gün her an Anneler Günü, Babalar Günü olmak zorunda… Zira Hz. Peygamber: “Cennet anaların ayakları altındadır.” buyurdu. Yine Yüce Kur’an: "Rabbin yalnız kendisine tapmayı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa , onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin. "Onlara acıyarak alçak gönüllük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri için sende onlara merhamet et !" de. "İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. iyi kimselerseniz bilinki O şüphesiz, kendine başvuranları bağışlar. (isra, 23-25) Böyle bir emirle anne ve babaya bağlı olması gereken Müslüman için Anneler Gününün Babalar Gününün ne anlamı olabilir ki…. Gelelim Hz Peygamber sevgisine Yüce Kur’an’da Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Resulüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” 83 Ali İmran 31) “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. (33 Ahzâp 56) “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (4 Nisa, 59) Allah’ın bu ayetleriyle de Allah’ı ve Hz Peygamberi her an hatırlamamız ve Allah’ın Kitabı Yüce Kur’an’ın emirlerine uymamız bizden isteniyor… Ve bir beşer ama yaratılmışlar içerisinde en güzel örnek olan : '' Yemin olsun! Sizin için Allah'ı ve Âhiret gününü arzu edenler ve Allah'ı çok ananlar için, Allah'ın peygamberlerinde pek güzel bir örnek vardır. '' (33 Ahzâp,21) Hz. Muhammed Mustafa’yı (SAV) her an anmak, öğrenmek ve izinden gitme cehdi içerisinde olmak mü’min olarak hepimizin görevidir. O, Allah’tan Cebrail vasıtasıyla aldığı Kur’an-ı ashabına öğreten bir öğretmen, Medine’de Devlet kuran, anayasa yapan bir devlet başkanı, Savaşan bir komutan, barış akteden bir devlet başkanı, en yüksek ahlak üzere olan bir ahlakçı ve bütün çağlara ve bütün medeniyetlere ilham kaynağı olmuş gelmiş geçmiş en büyük ınkılapçı… İnsanları ,cinleri, toplumları ve insanlığı; ) iyiye, güzele, hayra, hakikate barışa, ilime hikmete, medeniyete yönlendiren bir inkılapçı… Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin ifadesiyle “18 ming alemge rehber bolgan Muhammed.( on sekiz bin aleme rehber olan Muhammed(SAV) Bu itibarla; Hz. Peygamberi bir haftaya değil; tüm hayatımıza hakim kılmak mecburiyetindeyiz. Bunun yolu da kendi Büyük Barış Medeniyetimizi İnşa etmekten geçtiği inancındayım… Hz. Peygamberi anmak, anlamak , izinden gitmek için haftalar, aylar ayırmak güzel… Allah hayırlı kılsın… Emek verenlerden Allah razı olsun… Ama esası unutmamak gerektiğini ifade temek istiyorum dostlar… İnsanî idealler bakımından bitmiş tükenmiş Batı Medeniyetinin kendini zorla ayakta tutmak için ürettiği bu gibi alışkanlıkları toplumumuza hakim kılmak yerine, kendi medeniyetimizi; anne-babaya sevgiyi, insanı, adaleti, doğruluğu, zalime karşı mazlumun, yetimin yanında olmayı, paylaşmayı, kardeşliği, barışı ve iki cihan mutluluğunun esaslarını ortaya koyan kendi Büyük Barış Medeniyetimizi İnşa edelim. Nitekim Yüce Kur’an: “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li'l-âlemîn “(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/107) buyurulmaktadır. Beşerin kültür ve medeniyet haritasından Hz Muhammed Mustafa’yı( SAV) çıkarınız; göreceğiz ki geride ilkel bir yığın kalacaktır. O halde her solukta Hz Muhammed (SAV)’i yaşamak için O’nun Asr-ı Saadet olarak yaşadığı ve yaşanmaya değer olan Medeniyetimizi yeniden İnşa edelim… Allah aşkının, Hz. Peygamber aşkının ve o izde gidenlerin aşkının gönlümüze ve hayatımıza yön vermesi ve bu eksende Kendi Medeniyetimizi İnşa etmeyi Yüce Rabbül Alemin’in bizlere nasip etmesi niyazlarımla… Selam, hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum dostlarım…

Harika Bir Yazı
Mehmet Mutluoğlu 2013-04-19 19:12:30

Harika bir yazı. Zevkle ve istifade ile okudum. Rabbim hayatın, tabiatın ve kendi şahsımızın dengesini korumayı bizlere lütfetsin İnşallah...

Toplam 2 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Çok Güzel
Güzel
iyi
Kötü

Tüm kadın ayakkabısı fırsatları için tıklayın !

Personel Sağlık TR
Gülşehir - Gülşehir Medya - Gülşehir Haber - ekspress - mantarkayapost
© Copyright 2013 GÜLSEHİR MEDYA '' Haberin Merkezi''. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜLŞEHİR
Mantarkaya
Gülşehir
Gülşehir Belediyesi
GÜNDEM
Trafik Kazaları
SPOR
Fenerbahçe
NEVŞEHİR
Nevşehir
SEÇİM 2014
Vahdi Arısoy
Sağlık Personelinin Sesi | Sağlık Personeli Haber | Personel Sağlık Net